Teknoloji

Mağara devrinden kalan ilkel dürtü: Dostlarımızı seçerken neye bakıyoruz?

AVM gezileri yoktu… Kalabalık grup sohbetleri veya gece eğlenceleri henüz icat edilmemişti. İnsanlık tarihinin çok büyük bir bölümünde arkadaşlık kavramı, yalnızca doğada hayatta kalmak adına kurulan zorunlu iş birliklerinden ibaretti.

Günün sonunda dostluklar elbette ortak zevkler, paylaşılan deneyimler ve kişisel uyumla derinleşiyor. Fakat potansiyel arkadaşlara dair ilk izlenimlerimiz halen atasal mirasımızın kontrolünde olabilir. Günümüz koşullarında bu yeteneklere fiziken ihtiyacımız yok. Yine de zihnimiz güçlü, yetenekli ve iş birliğine yatkın insanlara karşı otomatik bir sempati besliyor. Yapılan yeni bir araştırma, Taş Devri’nde işe yarayan bu ilkel tercihlerimizi hala zihnimizde taşıdığımızı gösterdi.

156 öğrenciyle yapılan 30 dakikalık deney

Hipotezi test etmek isteyen bilim insanları, 156 üniversite öğrencisini aynı cinsiyetten tanımadıkları kişilerle eşleştirip 30 dakika boyunca birebir görüştürdü. Görüşme bittiğinde katılımcılardan karşılarındaki kişiyle arkadaş olma isteklerini ve o kişinin fiziksel üstünlük, sosyallik gibi eski avcı-toplayıcı niteliklerini puanlamaları istendi.

Modern dünya ile evrimleşen zihin arasındaki çelişki

İkinci aşamada 444 kişiden temel yaşam hedeflerini sıralamaları ve yabancı kişilerin fotoğraflarını değerlendirmeleri istendi. Başka bir grup ise aynı fotoğrafları tarih öncesi verimlilik kriterlerine göre inceledi. Sonuç şaşırtıcıydı: İnsanlar, kendi kişisel yaşam hedefleriyle hiçbir bağı olmasa bile, iyi bir avcı-toplayıcı izlenimi veren kişilere daha çok çekildi. Bu bulgu, arkadaşlık arzumuzun mevcut beklentilerimizden ziyade genetik mirasımızdan beslendiğini net biçimde doğruluyor.

Günümüz dünyasında başarılı olmak tamamen farklı meziyetler gerektiriyor. Yazılım uzmanı bir arkadaş, kaslı birinden çok daha faydalı olabilir. Buna karşın zihnimiz halen mağara döneminin şartlarına göre kodlanmış durumda. Evolution and Human Behavior dergisinde yayımlanan çalışma, modern çevre koşulları ile evrimleşmiş zihnimiz arasındaki bu belirgin uyumsuzluğu gözler önüne seriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu